« Önceki |

14/2/2007

en sevgili günnn

                                                                                                                                                                  
 
biribirini seven herkesin
sevipte kavuşamayanların
kavuşmuşta birbirinden bıkmışların
yalnızların
aynı anda üçünü birden idare edenlerin ( anladın sen onu..:))
tüm çiçekçilerin,hediyelik eşya ve iç çamaşırı satıcılarının
romantik müzikler çalan radyo istasyonlarının
mum ışığında yemek yiyeceklerin
bugünü unuttuğu için başının eti yenecekler ve yiyeceklerin
her sabah gözünü sevdiğinin yanında açanların
ben seviyorsam onun bahane olduğunu bilenlerin
tüm türk ve islam aleminin..:))
 
sevgililer günü kutlu olsuunnnn...:))
 
 
 
 
 
 
                                                                                                                                               

5/5/2006

aşk kırıntıları....

 

bir albüm için bence çok keyifli bir ad..tipik bir teoman albümü olduğu için belki de..ama en önemlisi büyük şehirlerde yaşayan insanların tek avuntusunun rüyaları olduğunu bilen ve buna göre şarkılarını şekilendiren bizim dilimizde konuşan bir söz yazarı/şarkıcının varlığı..ben albümün ikinci şarkısını çok sevdim..

 

aşk kırıntıları

 

Yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana.

al içine tekrar derinine sakla,kat kasırgana.

yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz.

yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz.

yürürüm ipte,ağım yokken hem de,

kopkoyu içim inan çok çalıştım

bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için .

neyim var ki sanki senden başka

hadi son bir kez

ceplerini yokla aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz.

aşk kırıntılarıyla doymaktansa

aç kalırım tek başıma bu hayatta.

paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında

28/3/2006

STOP KILLING THE SEALS / FOKLARI ÖLDÜRMEYİ BIRAKIN...

 

Kanada hükümeti her mart ayında olduğu gibi bu yıl da bir kez daha vahşi bir kıyıma izin verdi.

Doğalı daha bir kaç hafta olmuş milyonlarca "bebek" fok kendilerine avcı adını veren acımasız katillerce kafalarına defalarca  ucu demirli sopalarla vurularak öldürülüyorlar.Sebep kürkleri..

St. Lawrence Körfezi'nde başlayan av 15 Mayıs'a kadar sürecek ve yaklaşık 300 bin fok ölecek.
1960'lardan beri tepkilerin hedefi olan av, fok yavrularının doğmasından ortalama 12 gün sonra başlatılıyor. Çünkü bu dönemde yavru fokların derisi beyazdan griye dönüşüyor. Hayvan hakları örgütleri yavru fokların sopalarla vurularak öldürüldüğünü söylüyor. Avcıların iddiası ise bebek fokları hemen öldüren tüfek ve zıpkın kullandıkları.
İçlerinde ABD'nin de bulunduğu birçok ülke, fok ürünlerinin ithalatını yasaklamış durumda. Kanada hükümeti ise avın, ekonomik olarak geri durumda olan sahil yerleşimleri için büyük bir rahatlama olduğu iddiasında.
 

İhracata katkı!
Geçen yıl Norveç, Danimarka ve Çin'in başı çektiği ülkelere yapılan ihracatın getirdiği kazanç 16 milyon doları bulmuş.
Ticari avcıların yanında bölgede yaşayan İnuit halkı da geçimlerini fok katliamlarından sağlıyor. Kanada hükümetinin yaptığı üç yıllık avlanma planı çerçevesinde bu yıl toplam 300 bin fokun katledileceği tahmin ediliyor. Böylece 2003'ten bu yana yaklaşık 975 bin fok derileri için öldürülmüş olacak.

 

Kanada hükümeti tüm dünyadaki büyük protestolara rağmen bu katliamı başlatmak konusunda geri adım atmadı.

 

Kendi gündelik sıkıntılarımızı biraz kenara bırakabilirsek,üzerinde yaşadığımız dünyayı bu ekolojik yapıyı paylaştığımız bu güzel ve savunmasız hayvanları kurtarmak için birşeyler yapabiliriz.

 

Aşağıda Kanada hükümetine ulaşıp tepkilerinizi aktarabileceğiniz adresler var. Mailinizin konu kısmına "STOP KILLING THE SEALS" yazmanız yeterli..

 

Eğer bu maili göndermekte hala kuşkunuz varsa şu linke göz atmanızı tavsiye ederim.http://www.strasbourgcurieux.com/fourrure/

 

 

Kanada Büyükelçiliği

 

e-mail:ankra@dfait-maeci.gc.ca (ankra ankara olabilir)
telefon:+90 312 409 27 00
Kendi vatandaşları için acil bir numara vermişler:+1 613 996 8885
Fax no:+90 312 409 28 11
+90 312 409 28 10
+90 312 409 27 14
+90 312 409 27 15
+90 312 409 27 16
+90 312 409 27 12
Adres: Cinnah Caddesi No:58 06690 Çankaya Ankara Türkiye

 

3/3/2006

suitcase...

                                                          

 

"SUITCASE"  ; bu kelimenin sözlük anlamı bavuldur ama eğer İstanbul'da yaşıyorsanız,gece dışarı çıkmayı seviyorsanız,dışarı çıktığınızda canlı müzik yapan yerleri tercih ediyor ve özellikle de cover yapan grupların çaldığı mekanlara doğru gidiyorsa ayaklarınız, "SUITCASE" sizin için çok daha fazla anlam ifade ediyor olmalı..

 

Yaklaşık olarak 10 yıldır İstanbul'da cover yaparak çeşitli barlarda sahne alan bir grup olan Suitcase,yaş ortalaması 30 olan gerçekten çok iyi dört müzisyenden oluşuyor.Vokalde Deniz Özberk, vokal / gitarda Bülent Şenkul,basta Mehmet  Fırıl- nam-ı diğer Tatufly- ve davulda Okan Barkot var.

İstanbul'da haftanın 3 gecesi farklı yerlerde sahneye çıkan,ayrıca bahar aylarında üniversite şenliklerinde,özel brit-pop gecelerinde ve rock festivallerinde de çalan henüz albümü olmayan bu grup neredeyse orjinallerinden bile daha iyi çaldıkları ( abarttığımı düşünmeyin dinlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız.) Depeche Mode,Coldplay,Smiths,Muse,Killers,Placebo,Suede ..vb gibi grupların şarkılarıyla kendisine oldukça sağlam ve hergün sayısı artan bir izleyici kitlesi oluşturmuş durumda. 

 

Coverların yanı sıra  kendi besteleri de olan grubun uzunca bir süredir yılan hikayesine dönmüş albüm projelerinin bir an önce sonuçlanması ve coverların yanı sıra kendi parçalarının da bulunduğu albümleriyle seksendört,101 gibi veletlerden oluşan grupların tozunu attırması en büyük dileğimiz....

 

 

Yolunuz bir çarşamba veya cuma akşamı  Kadıköy'e düşerse Barlar Sokağı'na gelin Buddha'nın yerini sorun ve Suitcase'i izleyin.Neden bu yazıyı yazdığımı anlayacaksınız..

 

 

3/3/2006

sen ne güzel şeysin mp3...

 gelin bu sefer de müzikten bahsedelim...son 1 haftadır geceleri çalışıyorum,sabah 8 e kadar ayakta olduğum için de uyanık kalabilmek için müzik dinlemek en iyisi haliyle..alternatif grup ve şarkıcıları sevdiğim için olsa gerek bu hafta içinde limewire'dan bol bol bu tür yeni şarkılar indirdim.( "yeni" den kastım arşivimde olmayan,yoksa piyasaya yeni çıkmış anlamında değil.)

 

arşivimden seçtiğim her ruh haline uyan playlistime buyrun bakalım...

 

 

the killers- jenny is a friend o f mine

the killers - somebody told me

the decemberists - we both go down together

death cab for cutie-transatlanticism

death cab for cutie- soul meets body

echo and the bunnymen - killing moon

billy idol -rebel yell

depeche mode -sweetest perfection

depeche mode - dangerous

camouflage - love is a shield

delays - nearer than heaven

dandy warhols - we used to be friends

the darkness - i believe in a thing called love

super furry animals - hello sunshine

the smiths -the first of the gang

grandaddy - A.M 180

gavin degraw - i don't wanna be

the ark -i takes a fool

pulp - disco 2000

pulp -common people

blur - coffee and tv

manic street preachers - motorcycle emptiness

manic street preachers - love of richard nixon

suede - filmstar

stereophonics - i miss you now

the subways - no goodbyes

 

 

14/2/2006

günün anlam ve önemine uygun olarak..

hepinizin sevgililer günü kutlu olsun sevgili blogcularrr...ne anlamı varsa...:))))

 

bir de konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm bir alıntı koymak istiyorum...Cüneyt Özdemir'in www.deepnot.com adresli web sitesindeki bir yazıdan..

 

"....Baksana sokaktaki binlerce insana,herkes aşkını ne kadar gösterişli yaşıyor.Aşkını bağıra bağıra yaşamazsan aşktan sayılmıyor.Aşkını herkese anlatmazsan kimse seni yaşamış kabul etmiyor.Sokaklarda 'birliktelik' faşizmi yaşanıyor.Yanında sevgilin yoksa kayda alınmıyorsun..."

 

 

 

 

-Yalnızlığımdan utanıyorum

-Yalnızlıktan utanılmaz
Yalnızlığımdan utanıyorum

-Yalnızlıktan utanılmaz

-Nasıl utanılmaz. Baksana sokaklara binlerce insana, herkes aşkını ne kadar gösterişli yaşıyor. Aşkını bağıra bağıra yaşamazsan aşktan sayılmıyor. Aşkını herkese anlatmazsan kimse seni yaşamış kabul etmiyor. Sokaklarda “birliktelik” faşizmi yaşanıyor. Yanında sevgilin yoksa kayda alınmıyorsun. Sen hala bana yalnızlığından utanma diyorsun.
-Nasıl utanılmaz. Baksana sokaklara binlerce insana, herkes aşkını ne kadar gösterişli yaşıyor. Aşkını bağıra bağıra yaşamazsan aşktan sayılmıyor. Aşkını herkese anlatmazsan kimse seni yaşamış kabul etmiyor. Sokaklarda “birliktelik” faşizmi yaşanıyor. Yanında sevgilin yoksa kayda alınmıyorsun. Sen hala bana yalnızlığından utanma diyorsun.

13/2/2006

"say something..."

"Say something, say something, anything                 I've shown you everything         
Give me a sign                         
Say something, say something, anything                
Your silence is deafening        
Pay me unkind...."


 

James'in bence oldukça naif şarkısını dinliyorum,şu an 3. dönüşü mp3 çalar da...

şarkıların neden en vurucu kısmı nakaratlarıdır...nakarat vurucu olmalıdır diye mi düşünülüp

yazılırlar yoksa vurucu sözler bir araya gelince nakarat olmalarına mı karar verilir..

neyse bu müzik araştırmacılarının işi..ben ortalama bir müzik dinleyicisi olarak sadece

çok sevdiğim şarkıların nakaratlarını aklımda tuttuğumu farkettim dinlerken

"some girls bigger than others / some girls bigger than others /some girls mothers bigger than other girls mothers.."

"The love of Richard Nixon, yeah they all betrayed you /The love of Richard Nixon,
death without assassination Yeah they all betrayed you .."

"words are meaningless / and forgettable / All i ever wanted / Enjoy the Silence "

"Are you sure you want to live like common people. You want to see whatever common
people see. "

 

bu liste uzar gideeerrr....

 

sahi en güzel şarkı henüz yazılmamış olan mı acaba?

8/2/2006

Geri sayıyorum...